Kategoriler
Döner Dürüm

Dürüm Döner – Döner Büfe – Beyazıt

Döner, etin en lezzetli hallerinden bir tanesi. İncecik kesilmiş,  lavaş ile dans eden, lezzet bombaları. Pişerken damla damla yağını bırakan, hünerli ellerde bir  efsaneye dönüşen tarihi yemeğimiz döner.

Döner’in Kırımlılar tarafından kılıçlarına et takıp kızartmalarından esinlenildiğine inanılmaktadır. Şu anki modern halini almadan önce Osmanlı dönemi seyahatnameleri’nde 18. yyda bahsi geçmiştir. Günümüzdeki son hali 19. yy’da, Bursa’daki İskender Efendi’ye dayanmaktadır ve Erzurum’daki Cağ kebap ile aynı kaynaktan geldiği düşünülmektedir. Başka kaynaklarda ise dönerin mucidi Kastamonulu bir aşçı olan Hamdi Usta olduğu yazmaktadır. Döneri ister İskender Efendi bulmuş olsun ister Hamdi Usta bulmuş olsun, hangi büyüğümüz bulmuşsa ruhları şad olsun.

doner_2

Döner bu, her yerde yenilmez. “İçinde et var arkadaş, neden korkuyorsun.” diyebilirsiniz ama asıl ondan korkuyorum. Döner normal şartlar altında  %70 dana, %30 kuzu etinden yapılır. Kuzu etinin oranını arttırırsanız lezzeti artacaktır fakat daha yağlı olacağı için herkesin hoşuna gitmeyecektir. Bazı kısa yoldan köşeyi dönmek isteyen dönerciler, kıymadan döner yapma yolunu seçmiştir. Ağzınıza attığınız zaman kıyma olduğunu anlarsınız, eğer anlamazsanız zaten gün boyu mide rahatsızlığı çekeceğiniz ve bol bol su içeceğiniz için anlamama imkanınız olmayacaktır.

GoyDoy olarak gittiğimiz bu mekan, sadece esnaf tarafından bilindiğini düşündüğümüz bir dönerci. Bu mekanı bilmiyor olsanız, önünden geçseniz ve önünde her zaman olan sıra olmasa içeri girmeyebilirsiniz. Ama tabi bizim gibi sırada bekleyen kişileri görünce “Ne oluyor arkadaş?” deyip bir içeri girersiniz.

Buranın döneri çok lezzetli. Ağzınıza attığınızda her çiğnediğinizde lezzet patlamaları yaşıyorsunuz. Yanında verdikleri patates kızartması hazır değil. Ev yapımı. He bir de gelen döneriniz üzerine ya da içine masadaki acı biberden koyarsanız 10 numara 5 yıldız bir hareket yapmış olursunuz.

Biz gittiğimiz zaman dürüm döner yedik. Dürümü ile normal bir insan çok rahat bir şekilde doyabilir. Lavaşı ne kalın ne de ince. Tam kıvamında. Lastik gibi uzamıyor. Tazecik. Dürümler füze gibi uzun sarılıyor. Zaten ilk geldiğinde ben bunu nasıl yiyeceğim ya diyorsunuz. Fakat Tufan gibi normal üstü bir insansanız 2 tane de yeseniz 3.’yü isteyebilirsiniz 🙂

Kapalı Çarşı ve Eminönü çevresinde çok başarılı dönerciler var, bunun farkındayız. Fakat bu döner bir başka. Diğer dönerciler gibi halk tarafından keşfedilmediği için daha saf. Yerini bile haritada aratınca bulamayabilirsiniz 🙂

Adres: Pehlivan Sok. Beyazıt / iSTANBUL

Kategoriler
İçecekler

Türk Kahvesi – Şark Kahvesi – Beyazıt Kapalı Çarşı

Nuruosmaniye , Mercan ve Beyazıt arasında yer alan Kapalıçarşı 64 cadde ve sokağı , iki bedesteni , 16 hanı , 22 kapısı ve yaklaşık 3.600 dükkanı ile dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezlerinden biridir. 45.000 metrekare kapalı alana sahip olup, içinde yaklaşık 20.000 kişi çalışmakta ve mevsimine göre günde 300 ile 500 Bin arasında ziyaretçi almaktadır.

Efsaneye göre, İstanbul’un altı birbirine bağlı dehlizlerle kaplıymış. Hatta bu dehlizlere Yerebatan Sarayı’nın gizli bir yerinden de giriliyormuş ve tünel, denizin dibinden devam edip taaa Kınalıada’ya kadar gidiyormuş.

Tüneller Kapalıçarşı’nın altından da geçiyormuş tabii. Hatta şu an, Çarşı’nın gizli tutulan bir yerinden girilebiliyormuş bu tünellere… Buralarda yemek takımı üzerine çalışan gümüş kaplama atölyeleri varmış. Yerin dibindeki yere ruhsat verir mi belediye? Hepsi kaçakmış bunların… Çalışanlara da işe başladıkları gün, dehlizlerden kimseye bahsetmeyeceğine dair Kur’an’a el bastırılıp, yemin ettiriliyormuş.

kapali_carsi

Tüneller çarşının altından başka yerlere doğru da gidiyormuş ama buraları kullanmak kesinkes yasakmış. Bir keresinde hazine meraklarından, üç-dört işçi çocuk ilerilere gitmeyi denemiş.

Dehlizler labirent gibiymiş. Çocuklardan sadece biri geri dönmeyi başarmış, diğerleri yollarını bulamayıp tünellerde kaybolmuş. Dönen çocuk da (Allah muhafaza) aklını oynatmış. Çünkü ileriki kısımlar, iskeletlerle, insan boyunda böceklerle, farelerle filan doluymuş. Bu çocuk bir daha hiç “yeryüzüne” çıkmamış. Bütün gün dehlizlerdeki atölyelerde filan dolaşıyormuş, kim ne verirse onu yiyip, gece de artık nerede sızarsa orada uyuyormuş. Arada da yine tünellerin ilerilerine gidip birkaç gün kayboluyomuş ortalıktan. Döndükten sonra hiç birşey yiyip içmeden gözlerini öyle bir noktaya dikip, bakıp duruyormuş günlerce.

GoyDoy ekibi olarak bu dehlizleri araştırmak ve gizli hazineleri bulmak için Kapalı Çarşı’ya gittik. Saatlerce aramamıza rağmen gizli girişi bulamadığımız için pek ilerleme kaydedemedik. Sonuç olarak o kadar çok yorulmuştuk ki – aslında programımızda olmamasına rağmen – bir soluklanmak adına Kapalı Çarşının merkezinde bulunan tarihi Şark Kahvesi’nde bulduk kendimizi. Buraya Kapalı Çarşı esnafı olan astronottoman’ın tavsiyesi üzerine gittik. Kalabalık olmamıza rağmen yer bulabildik. Türk Kahvelerimizi sipariş ettik. Yanında lokumu ile birlikte servis edilen kahvelerimizin siz diyin kırk ben diyim yüz kırk yıl hatırı vardı. Kahvenin yanında edilen dost sohbeti ile sade kahveler bile tatlanmıştı muhterem okuyucular.

sark_kahvesi

Siz siz olun yolunuz Kapalı Çarşı’ya düşerse Şark Kahvesi’nde bir Türk Kahvesi için. Söylentilere göre dehlizlerden dönen çocuk ayda bir defa bu kahveye gelirmiş. Sadece bir Türk Kahvesi söyler, soğuyana kadar gözünü ayırmadan kahveye bakar, sonra tek dikişte içip hesap ödemeden gidermiş ve bir anda gözden kaybolurmuş. Belki bir gün siz de bu genci görebilirsiniz.

Adres: Yaglikcilar Cad. 134 Isbank yani Kapalicarsi / iSTANBUL
Telefon: +90 212 512 11 44
Web: http://www.sarkkahvesi.com/