Dondurmalı İrmik Helvası – Hacı Şerif – Eminönü

Senelerdir Eminönü’nde dolaşırım, sokak sokak gezerim ama size bu yazıda bahsedeceğimiz mekanı keşfim çok geç gerçekleştiğini itiraf etmeliyim. Keşfettim deyince yanlış anlaşılmasın, onu da bir tavsiye üzerine buldum. En favori Gurme (Halk Gurmesi) blogu olan Harbiyiyorum.com sayesinde öğrendim. Salih Seçkin Sevinç tam bizim tarzımızda yemekler yiyor. Çok pahalı olmayan, salaş ama en lezzetli yerlere gidiyor. Nerede ne yenir, ne nerede yenir sorularının cevaplarını çok iyi biliyor.

Günlerden bir gün her sabah yaptığım gibi, harbiyiyorum.com adresine tıklamıştım. Birde ne göreyim. Eminönü’nde Mısır Çarşı’sının biraz ilerisinde, Denizlili bir şekerci, tatlıcı, lokumcu olan Hacı Şerif, irmik helvası ile ün salmış bir yer olduğunu yazıyor. Gitmeliyim, yemeliyim ve anlatmalıyım dedim. Hemen test etmek için aileden ilgili kişilerle gittik, yedik ve hayran kaldık. Hacı Şerif’i biraz araştırdığım da bir marka olduğunu görüyorum. Marka diyorum çünkü, 8 ilde 27 şubesi bulunmakta. Şu anda 3. kuşak tarafından yönetilen bu marka umarım büyüdükçe kalitesinden ödün vermez.

haci_serif

GoyDoy olarak, bütün gün yemiştik ve içmiştik. Dönerden burgere, börekten kahveye kadar bir çok lezzeti tatmıştık. Bu kadar yemeğin üzerine cilanın da ötesinde bir şey yemeliydik. Ve işte bu harika 10 kişilik ekip, turumuzun son durağı olan Hacı Şerif’te Dondurmalı İrmik Helvası yiyerek Nirvanaya ulaştı. Mekanın güzelliği, tatlının harikalığı, çayın demi ve güler yüzlü çalışanlarla 10 üzerinden 10 alan mekana herkes gitmeli, herkes bu tatlının tadına bakmalı.

Mekandan çıkarken duvarda asılı olan şekerlerden paket paket almamak için kendinizi zor tutacaksınız.

Adres: Yeni Cami Cad. No:19 Eminönü – İstanbul
Telefon: +90 0212 5118166
Web: http://www.haciserif.com.tr/

Mini Burger – Virginia Angus – Eminönü

Eskiden Mısır Çarşı’nın kapısının önünde seyyar satıcılar olurdu. Bu satıcılar yere serdikleri örtülerin üzerinde ayakkabı, gömlek ve bilumum çeşitli kıyafetler satarlardı. Bu tezgahların çevresinde her zaman birileri alışveriş yapardı. Siz de kalabalığı görerek yaklaşır ve ürünleri incelerdiniz. Ardından müşterilerden bazıları “Ya bu kadar harika kumaşları bu fiyata mı satıyorsun? Şu 3 taneyi poşetle bakim” derlerdi. Bir anda hızlı bir satış olurdu. Bunu gören diğer müşteriler de alışveriş yaparlardı. Seneler öncesinde “para parayı çeker” “müşteri müşteriyi çeker” gibi algıları çözmüş olan eminönü esnafı, ticaretin kitabını çoktan yazmış ve güzel paralar kazanmıştır. Bugün bir dükkanın önünden geçseniz ve içerde kalabalık varsa merak ediyor siz de içeri girmek istiyorsunuz. Yolda bile bir kaza varsa bakasınız gelmiyor mu?

Virgina Angus’un bizim gittiğimiz şubesi, Mısır Çarşısı Önü esnafları ile aynı semtte bulunuyor. Ufak bir dükkan. İçerde 4-5 dışarda 5-6 masa var. Toplam kapasitesi 40-50 kişi arasında. Mekan küçük, lezzet büyük olunca yoğun zamanlarda kapıda sıra oluyor. Sırayı gören sıraya giriyor, böylece sıra daha da uzuyor.

virginia_angus

GoyDoy büyük bir ekip olduğu için, sıraya da girsek 10 kişi aynı anda oturamayacağımız için, paket servis yapıp kapının önünde yemeye karar verdik. Önceki duraklarda yediğimiz dönerin üzerine cila yapmayı düşünüyorduk. Bu sebeple çok abartmamak için Mini Burger tercih ettik.

Virginia ile ilk tanışmam, buranın ilk açıldığı günlere dayanıyor. Urfa’da toprak ağası olan arkadaşım, et ve puro konusunda uzmandır. Kendisi burayı keşfetmiş ve beni haberdar etmiştir. Ev ahalisi ile yaptığımız denemelerde, Burgerini denemiş ve hayranlık duymuştuk. GoyDoy buraya gitmeli ve bu lezzeti tatmalı dedik ve uzun bir bekleyişin ardından mini burgerlerimize kavuştuk. Patetes kızartması paket serviste biraz çıtırlığını kaybetmişti. Fakat Hamburgerler lezzetinden hiçbir şey kaybetmemişti. Tek bir problem vardı. Lezzetine doyamamıştık. Keşke daha büyük bir burger  söyleseydik dedik kendi kendimize.

Eğer bir gün yolunuz düşerse, Burgerlerini denemekten çekinmeyin. Eğer “Ben Burger yemem, bana et söyle” derseniz de, favorim olan Antrikotu yemenizi tavsiye ederim.

virginia

Mekanın bulunduğu yer, benim çocukluğumun geçtiği yerin hemen arkası. Babam oyuncak işi yaparken, dükkanımız hemen orada bulunan Üç Kapılı Selamet Han’ın içindeydi. Her haftasonu babamla dükkana gider oyuncaklarla oynar ve babama yardım ederdim. Virginia Angus’un Eminönü şubesi Üç Kapılı Selamet Han’ın hemen arkasında. Mercan yokuşunun sonunda Caminin bitişiğinde. Eğer kalabalık bir grup giderseniz Nişantaşı şubesi sizin için daha uygun olacaktır.

Adres: Uzunçarşı cad. No: 136, Mercan / Eminönü
Telefon: +90 0212 528 38 08
Web: http://www.virginiaangus.com.tr/

Brownissa – Ağa Kapısı – Süleymaniye

Orda bir köy var uzakta. O köy bizim köyümüz değil. O köy bizim ülkemiz bile değil. Ama var orda bir köy. O köyde çok harika bir içecek var.

Makedonya’nın dağlarında yetişen bir meyveden yapılır bu içecek. Böğürtlen gibidir. Bu meyvemizin ismi brownissa, bundan yapılan içeceğin ismi de Brownissa Şerbeti (Ne değişik). Biraz buruk, biraz ekşi, biraz mayhoş, biraz tatlı bir içecek. Rengi ile size kendini sevdiriyor, tadı ile aşık ediyor, dilinizi mora boyamasıyla sizi terk edip şaklaban gibi ortada bırakıyor. Brownissa deyince aklınıza Browni falan gelmesin. Tek benzer yanı rengi diyebilirim. (Renk körü olduğum için ona da inanmayın)

Brownissa’yı ilk olarak Ağa Kapısı’nda içmiştim seneler önce. O zamanlar gençtim ve bugün ki gibi yeni mekanları araştırma konusunda meraklıydım. Değişik bir tat olsun diye içtiğim brownissa, beni çok etkilemişti. Ta ki Makedon bir bacanağa sahip olana kadar. Bratem (Kardeşim) Şükür’ün memleketinden getirdiği konsantre brownissa sayesinde artık istediğimiz zaman evimizde yapabiliyorduk bu mayhoş içeceği.

brownisa

Evde yapıp içmiş biri olarak ve aynı zamanda Makedonya’da bu içeceği içmiş biri olarak Ağa Kapısı’nı tebrik etmek gerekiyor. Bu harika tadı belki Türkiye’de tek satan olma özelliğine sahip oldukları için ayrıca teşekkür etmek de lazım.

GoyDoy ekibi, bu tur öncesinde bizim eve yaptıkları ziyarette 2 sürahi Brownissa tüketmiş olup uzmanlaşmışlardır. Ağa Kapısı’nda içtikleri brownissaya 10 üzerinden 9 vererek kaliteyi onaylamışlardır.

Ağa Kapısı mekan olarak çok güzel bir manzaraya sahip. Eğer bir de hafta içi giderseniz saatlerce mükemmel manzaranın tadını brownissa ile çıkarırsınız. Mekanda 6 farklı şerbet olduğunu hatırlatalım. Bizim favorimiz her zaman Brownissa. 

Adres: Süleymaniye Mah. Fetva Yokuşu Nazır İzzet Efendi Sok. No:11 Tahtakale/İstanbul
Telefon: +90 212 519 51 76
Web: http://www.agakapisi.com/

Dürüm Döner – Döner Büfe – Beyazıt

Döner, etin en lezzetli hallerinden bir tanesi. İncecik kesilmiş,  lavaş ile dans eden, lezzet bombaları. Pişerken damla damla yağını bırakan, hünerli ellerde bir  efsaneye dönüşen tarihi yemeğimiz döner.

Döner’in Kırımlılar tarafından kılıçlarına et takıp kızartmalarından esinlenildiğine inanılmaktadır. Şu anki modern halini almadan önce Osmanlı dönemi seyahatnameleri’nde 18. yyda bahsi geçmiştir. Günümüzdeki son hali 19. yy’da, Bursa’daki İskender Efendi’ye dayanmaktadır ve Erzurum’daki Cağ kebap ile aynı kaynaktan geldiği düşünülmektedir. Başka kaynaklarda ise dönerin mucidi Kastamonulu bir aşçı olan Hamdi Usta olduğu yazmaktadır. Döneri ister İskender Efendi bulmuş olsun ister Hamdi Usta bulmuş olsun, hangi büyüğümüz bulmuşsa ruhları şad olsun.

doner_2

Döner bu, her yerde yenilmez. “İçinde et var arkadaş, neden korkuyorsun.” diyebilirsiniz ama asıl ondan korkuyorum. Döner normal şartlar altında  %70 dana, %30 kuzu etinden yapılır. Kuzu etinin oranını arttırırsanız lezzeti artacaktır fakat daha yağlı olacağı için herkesin hoşuna gitmeyecektir. Bazı kısa yoldan köşeyi dönmek isteyen dönerciler, kıymadan döner yapma yolunu seçmiştir. Ağzınıza attığınız zaman kıyma olduğunu anlarsınız, eğer anlamazsanız zaten gün boyu mide rahatsızlığı çekeceğiniz ve bol bol su içeceğiniz için anlamama imkanınız olmayacaktır.

GoyDoy olarak gittiğimiz bu mekan, sadece esnaf tarafından bilindiğini düşündüğümüz bir dönerci. Bu mekanı bilmiyor olsanız, önünden geçseniz ve önünde her zaman olan sıra olmasa içeri girmeyebilirsiniz. Ama tabi bizim gibi sırada bekleyen kişileri görünce “Ne oluyor arkadaş?” deyip bir içeri girersiniz.

Buranın döneri çok lezzetli. Ağzınıza attığınızda her çiğnediğinizde lezzet patlamaları yaşıyorsunuz. Yanında verdikleri patates kızartması hazır değil. Ev yapımı. He bir de gelen döneriniz üzerine ya da içine masadaki acı biberden koyarsanız 10 numara 5 yıldız bir hareket yapmış olursunuz.

Biz gittiğimiz zaman dürüm döner yedik. Dürümü ile normal bir insan çok rahat bir şekilde doyabilir. Lavaşı ne kalın ne de ince. Tam kıvamında. Lastik gibi uzamıyor. Tazecik. Dürümler füze gibi uzun sarılıyor. Zaten ilk geldiğinde ben bunu nasıl yiyeceğim ya diyorsunuz. Fakat Tufan gibi normal üstü bir insansanız 2 tane de yeseniz 3.’yü isteyebilirsiniz :)

Kapalı Çarşı ve Eminönü çevresinde çok başarılı dönerciler var, bunun farkındayız. Fakat bu döner bir başka. Diğer dönerciler gibi halk tarafından keşfedilmediği için daha saf. Yerini bile haritada aratınca bulamayabilirsiniz :)

Adres: Pehlivan Sok. Beyazıt / iSTANBUL

Türk Kahvesi – Şark Kahvesi – Beyazıt Kapalı Çarşı

Nuruosmaniye , Mercan ve Beyazıt arasında yer alan Kapalıçarşı 64 cadde ve sokağı , iki bedesteni , 16 hanı , 22 kapısı ve yaklaşık 3.600 dükkanı ile dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezlerinden biridir. 45.000 metrekare kapalı alana sahip olup, içinde yaklaşık 20.000 kişi çalışmakta ve mevsimine göre günde 300 ile 500 Bin arasında ziyaretçi almaktadır.

Efsaneye göre, İstanbul’un altı birbirine bağlı dehlizlerle kaplıymış. Hatta bu dehlizlere Yerebatan Sarayı’nın gizli bir yerinden de giriliyormuş ve tünel, denizin dibinden devam edip taaa Kınalıada’ya kadar gidiyormuş.

Tüneller Kapalıçarşı’nın altından da geçiyormuş tabii. Hatta şu an, Çarşı’nın gizli tutulan bir yerinden girilebiliyormuş bu tünellere… Buralarda yemek takımı üzerine çalışan gümüş kaplama atölyeleri varmış. Yerin dibindeki yere ruhsat verir mi belediye? Hepsi kaçakmış bunların… Çalışanlara da işe başladıkları gün, dehlizlerden kimseye bahsetmeyeceğine dair Kur’an’a el bastırılıp, yemin ettiriliyormuş.

kapali_carsi

Tüneller çarşının altından başka yerlere doğru da gidiyormuş ama buraları kullanmak kesinkes yasakmış. Bir keresinde hazine meraklarından, üç-dört işçi çocuk ilerilere gitmeyi denemiş.

Dehlizler labirent gibiymiş. Çocuklardan sadece biri geri dönmeyi başarmış, diğerleri yollarını bulamayıp tünellerde kaybolmuş. Dönen çocuk da (Allah muhafaza) aklını oynatmış. Çünkü ileriki kısımlar, iskeletlerle, insan boyunda böceklerle, farelerle filan doluymuş. Bu çocuk bir daha hiç “yeryüzüne” çıkmamış. Bütün gün dehlizlerdeki atölyelerde filan dolaşıyormuş, kim ne verirse onu yiyip, gece de artık nerede sızarsa orada uyuyormuş. Arada da yine tünellerin ilerilerine gidip birkaç gün kayboluyomuş ortalıktan. Döndükten sonra hiç birşey yiyip içmeden gözlerini öyle bir noktaya dikip, bakıp duruyormuş günlerce.

GoyDoy ekibi olarak bu dehlizleri araştırmak ve gizli hazineleri bulmak için Kapalı Çarşı’ya gittik. Saatlerce aramamıza rağmen gizli girişi bulamadığımız için pek ilerleme kaydedemedik. Sonuç olarak o kadar çok yorulmuştuk ki – aslında programımızda olmamasına rağmen – bir soluklanmak adına Kapalı Çarşının merkezinde bulunan tarihi Şark Kahvesi’nde bulduk kendimizi. Buraya Kapalı Çarşı esnafı olan astronottoman’ın tavsiyesi üzerine gittik. Kalabalık olmamıza rağmen yer bulabildik. Türk Kahvelerimizi sipariş ettik. Yanında lokumu ile birlikte servis edilen kahvelerimizin siz diyin kırk ben diyim yüz kırk yıl hatırı vardı. Kahvenin yanında edilen dost sohbeti ile sade kahveler bile tatlanmıştı muhterem okuyucular.

sark_kahvesi

Siz siz olun yolunuz Kapalı Çarşı’ya düşerse Şark Kahvesi’nde bir Türk Kahvesi için. Söylentilere göre dehlizlerden dönen çocuk ayda bir defa bu kahveye gelirmiş. Sadece bir Türk Kahvesi söyler, soğuyana kadar gözünü ayırmadan kahveye bakar, sonra tek dikişte içip hesap ödemeden gidermiş ve bir anda gözden kaybolurmuş. Belki bir gün siz de bu genci görebilirsiniz.

Adres: Yaglikcilar Cad. 134 Isbank yani Kapalicarsi / iSTANBUL
Telefon: +90 212 512 11 44
Web: http://www.sarkkahvesi.com/

Baklava – Hafız Mustafa – Sirkeci

“İstanbul’da baklava nerede yenir?” diye sorsanız çoğu insanın cevabı “Karaköy Güllüoğlu” olacaktır. Bugün size bu soruyu düşünmeniz için ikinci bir şans vereceğiz.

Hafız Mustafa İstanbul’da 4 tane şubesi olan bir tatlıcıdır. Hafız Mustafa’nın babası olan İsmail Hakkı Zade, Sultan Abdulaziz saltanatı döneminde akide şekeri yaparak tatlıcılığa başlamıştır. Hafız Mustafa babasının dükkanında tatlıcılık ve şekercilikle ilgilenmiştir. Aynı zamanda kendisinin ilk poğaçayı bulan ve imal eden kişi olduğu da bilinmekteymiş.
150 yıllık bu işletme üç kez el değiştirmiş. En son Hacı Avni Ongurlar işletmeyi devralmış bulunmakta.

Fistikli_Baklava

Biz baklavanın ana vatanı olan Gaziantep’te yemiş kişileriz. Biz doğum günlerini pasta ile değil baklava ile kutlayan kişileriz. O sebeple her yediğimiz baklavayı da kolay kolay beğenmeyiz.

Kahvaltımızı etmiş ağır adımlarla ilerlerken ikinci durağımız olan Hafız Mustafa’nın önünde durduk. Biz merkez şube olan Sirkeci’ye değil de, Eminönü şubesine gittik. Ufak tefek rengarenk bir dükkan. Her yerde taze tatlılar var. Her tatlıdan bir tane tatmak istiyorsunuz.
Daha önümüzde yenecek bir çok yemek olduğu için çok abartmadık. Sadece iki çeşit baklava yedik. Biri normal Fıstıklı Baklava, diğeri Çikolatalı Fıstıklı Baklava. Fıstıklı Baklava çok güzeldi. Çikolatalı Fıstıklı Baklava ise çok güzeldi.

hafiz_mustafa

Eğer yolunuz Hafız Mustafa’nın 4 şubesinden bir tanesinin önünden geçerse mutlaka içeri girin ve bir dilim baklavanın tadına bakın.

Adres: Hobyar Mahallesi Hamidiye Cad. No:84 Bahçekapı Eminönü – İstanbul
Telefon: +90 212 513 3610 ‎
Web: http://www.hafizmustafa.com/

Kol Böreği ve Çay – Saray Muhallebicilik – Eminönü

Kahvaltı Türk kültürünün en önemli parçalarından bir tanesi. Özellikle Pazar günleri aile kahvaltıları geleneklerimizin en vazgeçilmez öğelerinden bir tanesidir. Bugün gün boyu yemek yiyeceğimiz için, kahvaltıyı İngilizce’deki anlamından esinlenerek hızlıca yedik :)

Durağımız Eminönü’ndeki Saray Muhallebicilik. Amacımız Su Böreği yemekti fakat biz gidene kadar su böreği kalmamıştı. Bu sebeple biz de Kol böreği yedik. Peynirli ve kıymalıdan oluşan karışık kol böreğinin yanında çay ile kahvaltımızı yaptık.
Börekler çıtır çıtırdı ve tazeydi. Çay demini almış ve tam kıvamındaydı. Ekibimiz börek konusunda uzman olduğu için, bu başlangıç onlar için normal seviyedeydi. Eğer su böreği olsaydı çok daha mutlu olacaklarına eminim. Mekanın geniş olması, merkezi olması, buluşma için en ideal yer olması nedeniyle beklentilerimizi karşılamıştı.

saray_borek

Saray Muhallebicilik için eklemek istediğim bir nokta daha var. Eminönü’ne çok sık giden birisiyim. Genelde yemek yemek için çok vaktim olmadığı için, Saray’dan geçerken Döner Dürüm yemeyi de çok severdim. Fakat son 2 senedir, saat 15:00’dan sonra ne zaman Döner var mı diye sorsam (haftasonu) dönerin kalmadığını söylüyorlar. Sabah 11:00’da su böreğinin bitmiş olması da bence aynı sebepten. Yani ne kadar satacağını tahmin edememek . Bunun sonucu da satış kaybı. Böylesine merkezi bir yerde satış kaybı çok daha maliyetli olur diye düşünüyorum :)

Eminönü’nde bulunan Saray Muhallebicilik ile diğer Saray Muhallebiciler ayrı firmalar. Hatta Kadıköy Saray Muhallebicisi de daha farklı bir firma. Bizim gittiğimiz Saray Muhallebicilik’in web sitesi çalışmıyor. İletişim bilgileri ile şu şekilde.

Adres: Hobyar Mah. Reşadiye Cad. Dirlik Sk. No:5 Eminönü, 34100 İstanbul, Türkiye
Telefon: +90 212 512 6912
Web: http://www.saraymuhallebicilik.com

19 Nisan 2014 Eminönü – Sirkeci Rotası Ardından

Tarihi yarımadadan öyle bir ekip geçti ki, ne var ne yoksa her şeyi yedi. Öyle bir ekip geçti ki muhabbetleri ile düşman çatlattı. Öyle bir ekip ki, hem doydu, hem de goygoyun dibine vurdu. GoyDoy ilk organizasyonu ile tarihe geçti.

19 Nisan 2014 Cumartesi sabah 11:00’da İstanbul’un çeşitli semtlerinden gelen birbirinden güzide insanların Saray Muhallebicisi’nde buluşması ile başladı program. Trafik yoğunluğu, otopark sırası gibi problemlerin hiç biri neşemizi bozmadı ve harika bir gün geçirdik. Planda olmayan bir mekana da giderek ekstra mutlu olduk. Bütün gün gezmek yetmezmiş gibi, akşam da saatlerce Guitar Hero oynayarak günü noktaladık.

Daha Biz Kimiz onu bile yazmadan hemen yemek içmekten bahseder olduk. Yakında tüm gittiğimiz mekanları daha detaylı yazacağız. Bizi izlemede kalın :)

19 Nisan 2014 Eminönü – Sirkeci Rotası

ilk rotamız sonunda belli oldu. Turumuzun detaylarını aşağıda bulabilirsiniz. Turdan sonra her bir durak hakkındaki yazılarımızı bu siteden takip edebilirsiniz.

19_Nisan_2014

A – Saray Muhallebicisi – Kol Böreği ve Çay
B – Hafız Mustafa – Baklava
C – Dönerci (Gizli) – Yarım Dürüm Döner
D – Ağa Kapısı – Brownissa
E – Virginia Angus – Mini Burger ve Kızarmış Patates
F – Hacı Şerif – Dondurmalı İrmik Helvası
Bonus – Şark Kahvesi – Türk Kahvesi

Merhaba dünya!

Merhabalar.

Biz hem goy goy yapan hem de en güzel yemekleri keşfetmek için sokak sokak dolaşan bir grubuz. Geziyoruz, yiyiyoruz, goy goyun dibine vuruyoruz.

GoyDoy 19 Nisan 2014 tarihinde ilk turu ile başlayacak. Amacımız önce İstanbul, sonra Türkiye ve en sonunda Dünya’daki lezzetleri keşfetmek.

Yediğimiz içtiğimiz bizim olacak ama yine de fikir sahibi olmanız için buradan hem gittiğimiz yerleri hem yediklerimizi hem de içtiklerimizi buradan yazacağız.